Dikkat Eksikliği/Hiperaktivite Farkındalık Ayı

Ekleyen: Kategori: Genel Henüz Yorum Yapılmamış

 

A row of boys sitting in school chairs while one boy acts out by holding his chair over his head.

Ekim ayı Dikkat Eksikliği/Hiperaktivite Farkındalık Ayı olduğu için bu yazımda dikkati dağınık, hiperaktif çocukların aile içi ilişkilerini, sınıf içi davranışlarını ele almak ve yetişkinlerin öğrenmeyi kolaylaştırmak için neler yapabileceklerini anlatmak istiyorum. Amacım doğru ilişkiler kurarak çocukların olumlu benlik kavramı geliştirmesini sağlamak; depresyon, öfke kontrolünde yetersizlik gibi başka problemler yaşamasını engellemektir.

Çocuğunuzun olumlu davranışlarına odaklanmanız ve ona olumlu geri bildirimler vermeniz, küçük sorumluluklar vermeniz, başarıları için övmeniz, “yapma, etme” diye sürekli uyarmak yerine ne yapabileceğini söylemeniz ve duygularınızı paylaşmanız aranızdaki ilişkiyi zenginleştirecektir. “Bugün çok şımardın” ya da “Beni çok üzüyorsun.” demek yerine “… davranışından dolayı üzülüyorum/kendimi kızgın hissediyorum.” demeniz çatışmayı, duygusal zedelenmeyi önleyecektir. Aynı zamanda ben dilini kullanarak duygularını ifade edebilmesi için çocuğunuza model olacaksınız.

Son dönemde çok tartışılan konulardan biri ödül-ceza sistemidir. Kimi aileler çocuklarının çoğu davranışını bir ödüle bağlarken kimi aileler çocuklarını övmeyi şımartmak olarak görebiliyor. Bazı durumlarda verilen cezalar çocuğun davranışı ile orantılı olmayabiliyor. Tabi ki hiçbir çocuğun ödül bağımlısı olmasını ya da sadece bir otoritenden korktuğu için olumsuz davranışlar sergilememesini istemeyiz. Hedefimiz iç motivasyonu yüksek bireyler yetiştirmektir. Ancak net kurallar koyar, sistematik bir şekilde ödül-ceza sistemini uygularsanız bu sistemin yararını göreceksiniz. Anlaşma kartları, imzalanan sözleşmeler, olumlu-olumsuz davranışlarını not ettiğiniz çizelgeler kuralları netleştirmek ve takip etmek adına uygun araçlardır (Özbaran, 2016; Yazgan, 2013).

Sınıf içinde pencere kenarında ya da arka sıralarda oturmamasına dikkat edilmelidir. Öğretmeni çocuğu sürekli uyarırsa, dikkati eksik, hiperaktif çocuklar arkadaşları tarafından “sınıfın yaramazı” diye etiketlenebilir. O nedenle ön sıralarda oturması ve öğretmeninin beden diliyle çocuğun dikkatini çekmesi daha iyi olacaktır.

Çocukların ödev zamanlarında sık sık ama kısa süreli aralar vermesi, bu molalarda zevk aldığı şeyleri yapmaması; kolay çalışabildiği, sevdiği konulardan başlaması; ödevini küçük adımlara bölmesi etkili olacaktır. Ayrıca her çocuğun öğrenme stili aynı değildir. Kimi çocuk okuyarak, kimi çocuk yazarak, bazıları da dinleyerek daha kolay öğrenir. Çocuğun öğrenme stili belirlenirse daha fazla verim alınabilir (Yazgan, 2013).

Sosyal alandaki zenginlik de gelişim için çok önemlidir. Okuldaki grup çalışmaları, çocuğun futbol, basketbol gibi takım oyunlarına katılması kural ve sınırları öğrenme, işbirliği kurma, plan yapma, zamanı organize etme gibi konularda gelişmesine katkı sağlayacaktır.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite durumunun çocuğun beyin kimyası ile ilgili olduğunu, bunun bir beceri değil, performans sorunu olduğunu (Semerci ve Turgay, 2014), çocuğa en iyi şekilde destek olmak için aile, öğretmenler ve uzmanların işbirliği kurması gerektiğini unutmamalıyız.

 

                                                                                                                                                                                                                                           Uzm. Psikolog ve Aile Danışmanı

Pelin EKEMEN

 

 

 

Kaynak

Özbaran, B. (2016). Okul Öncesinde Hiperaktivite Belirtiler; Psikososyal, Eğitsel ve Medikal Tedaviler. İstanbul: Yitik Ülke Yayınları.

Semerci, B. ve Turgay, B. (2014). Bebeklikten Yetişkinliğe Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (6. Baskı). İstanbul: Alfa.

Yazgan, Y. (2013). Hiperaktif Çocuk ve Ergen Okulda (3. Baskı). İstanbul: Doğan Kitap.

 

Evet, ne düşünüyorsunuz?